Ağustos ayıyla birlikte Aydın ovasında termometreler öğle saatlerinde dayanılmaz seviyelere tırmanırken, Bozdoğan ilçe merkezinden Madran Dağı'na uzanan dar ve virajlı yol her geçen hafta sonu daha da yoğunlaşıyor. Çamlık ve kestanelik arazilerin arasından kıvrılarak yükseklere çıkan bu yol, yaz aylarında adeta ikinci bir yerleşime dönüşüyor. Aşağıda otuz beş derecenin üzerinde geçen günler, yaylada akşamüzeri hırka istemeyi gerektirecek kadar serin geceye bırakıyor yerini.
Yıllardır ailece yaylaya çıkan Bozdoğanlılar, bu sene de kestane ağaçlarının gölgesine kurdukları çadırları ya da eskiden kalma taş yayla evlerini şenlendirdi. Sabah kahvaltıları ocakta pişen gözlemeler, tereyağı ve taze yayla yoğurduyla sofralara taşınıyor; öğleden sonraları ise pınar başlarında serinleme ve doğa yürüyüşü neredeyse gelenek halini almış durumda. Bazı aileler için yayla, yalnızca bir tatil değil, atalarından kalma toprakla bağı canlı tutmanın da bir yolu.
Son yıllarda yaylanın konaklama kapasitesi de dikkat çekici şekilde genişledi. Küçük işletmelerin açtığı pansiyonlar ve günübirlik piknik alanları, yalnızca ilçe sakinlerini değil komşu ilçelerden gelen ziyaretçileri de ağırlıyor. Yol kenarındaki geçici tezgahlarda köylü peyniri, süzme bal ve mevsim sebzeleri satılırken, bazı üreticiler artık hafta sonu pazarını doğrudan yayla girişinde kurmayı tercih ediyor. Bu hareketlilik, ilçe merkezindeki esnafın da memnun olduğu bir durum yaratıyor; çünkü yaylaya çıkanların büyük bölümü yol üstünde Bozdoğan'da mola verip alışveriş yapıyor.
Ancak yoğunluğun getirdiği sorunlar da yok değil. Ziyaretçi sayısındaki artışla birlikte özellikle hafta sonları yol kenarlarında çöp birikmesi, park yeri yetersizliği ve dar virajlarda araç trafiğinin tıkanması şikayet konusu oluyor. Bazı yayla sakinleri, artan araç sayısının toz ve gürültüyü de beraberinde getirdiğini, eskiden sadece kuş sesiyle uyandıkları sabahların artık motor sesleriyle başladığını dile getiriyor. Buna karşın çoğu esnaf ve pansiyon sahibi, bu hareketliliği ilçenin turizmden pay alabilmesi için bir fırsat olarak görüyor.
Yerel işletmeciler, yaylaya çıkan yolun genişletilmesi, düzenli çöp toplama noktalarının artırılması ve işaretli yürüyüş parkurlarının oluşturulması halinde Madran'ın sadece yaz sıcağından kaçış noktası değil, dört mevsim ziyaret edilen bir doğa turizmi merkezine dönüşebileceğini düşünüyor. Kestane ormanlarının sonbaharda aldığı renk, kayak yapılamasa da kar yağışlı kış günlerinde oluşan manzara, yaylanın potansiyelinin yaz sezonuyla sınırlı kalmaması gerektiğini gösteriyor. Şimdilik herkesin ortak beklentisi, bu doğal güzelliğin kalabalığın baskısı altında kaybolmadan korunması.


8 Yorum
@zeynep_aduMadran'ın havası gerçekten başka, İzmir'den kalkıp geliyoruz her sene. Yol kötü olsa da manzara ve serinlik buna değiyor.
@ayse_kayaPansiyon işletiyoruz orada, bu yıl doluluk geçen yıla göre epey iyi. Ama yol ve altyapı desteklenmezse uzun vadede ziyaretçiyi kaybederiz diye düşünüyorum.
@mdemir_aduHaklısınız, sadece doğa güzelliğiyle olmuyor, ulaşım ve tuvalet gibi temel ihtiyaçlar da düzgün olmalı.
@handegunesÇöp meselesi cidden can sıkıcı, pınar başında poşetler, şişeler bırakıp gidenler var. Gelen herkes kendi çöpünü toplasa bu kadar sorun olmaz.
@oguzkarahanÇocukluğumdan beri her yaz gideriz Madran'a, dedemin yayla evi hâlâ ayakta. Keşke bu kalabalık olmasa, eskiden çok daha sakindi ama nasip bu kadarmış artık.
@uguakarSakinlik isteyen hafta içi gitsin, hafta sonu zaten her yer böyle oluyor artık, sadece Madran'a özgü değil bu.
@busrasimsekAynen katılıyorum, benim de büyükannem oradaydı. Kalabalık arttıkça o eski huzur kayboluyor ama insanları da suçlayamıyorum, herkes serinlemek istiyor.
@elifturkGeçen hafta sonu çıktık, gerçekten cennet gibi bir yer ama yol berbat hale geldi, virajlarda araçlar sıkışıp kalıyor. Belediye bir an önce genişletme yapmalı.