Madran eteklerindeki yamaçlarda nesillerdir sürdürülen kestane yetiştiriciliği, bu yıl üreticilerin gönlünü rahat bırakmıyor. Hasat mevsimine haftalar kala bahçeleri dolaşan çiftçiler, bazı ağaçların dallarında alışılmadık şekilde kurumuş yaprak ve şişkin tomurcuklara dikkat çekiyor. Yıllardır bu topraklarda kestane toplayan yaşlı üreticiler, geçmiş yıllarda da benzer belirtiler gördüklerini ancak bu sezon sorunun daha geniş bir alana yayıldığını söylüyor.

Bölgede en çok konuşulan tehdit, kestane ağaçlarını dünya genelinde etkileyen ve ülkemizde de bilinen kestane gal arısı. Bu zararlı, tomurcuklara yumurta bırakarak anormal şişkinlikler oluşturuyor ve şiddetli bulaşmalarda ağacın o yılki meyve verimini ciddi biçimde azaltabiliyor. Buna ek olarak kimi bahçelerde kestane kurdu şikayeti de dile getiriliyor; kabuğu delinmiş, içi boşalmış kestanelerin pazarda değer kaybetmesi üreticinin en büyük korkusu. Kuru geçen ilkbahar aylarının da ağaçları zayıf düşürerek zararlılara karşı direncini azalttığı düşünülüyor.

Bozdoğan'da kestane, yalnızca bir tarım ürünü değil, aynı zamanda ailelerin nesilden nesile aktardığı bir geçim kaynağı ve kültürel miras. Dik yamaçlardaki bahçelere çoğu zaman traktörle bile çıkılamadığı için hasat hâlâ büyük ölçüde elle, sırt çantalarıyla yapılıyor. Bu emek yoğun üretim biçimi, verimdeki en küçük düşüşü bile üreticinin cebinde hissettiriyor. Özellikle genç nüfusun şehre göç ettiği köylerde geriye kalan yaşlı üreticiler için birkaç ağacın kaybı bile ciddi bir gelir azalması anlamına geliyor.

Üreticiler, ilaçlama ve budama konusunda teknik bilgiye her zaman kolayca ulaşamadıklarını, zararlıyla mücadelenin bireysel çabalarla değil ortak ve zamanında yapılan bir programla mümkün olabileceğini vurguluyor. Bazı üreticiler, komşu ağaçlardan bulaşmayı önlemek için hastalıklı dalları budayıp yakmaya çalışırken, bazıları da hasattan önce bahçesini gezip zarar oranını tahmin etmeye çalışıyor. Kooperatif çatısı altında toplanan üreticiler ise ortak alım ve pazarlama gücü sayesinde en azından fiyat konusunda bir güvence arıyor.

Bölgede uzun vadede konuşulan bir diğer konu ise katma değerli üretim. Şu an büyük oranda ham kestane olarak satılan ürünün, işlenerek kestane şekeri ya da kavrulmuş kestane gibi ürünlere dönüştürülmesi hem üreticinin eline geçen kazancı artırabilir hem de zararlı kaynaklı kayıpların etkisini azaltabilir. Ancak bunun için ilçede küçük ölçekli bir işleme tesisinin kurulması gerektiği, bu konudaki taleplerin yıllardır dile getirildiği ama henüz somut bir adım atılamadığı belirtiliyor. Üreticiler şimdilik hasat mevsimini endişeyle bekliyor.