Aydın’da gazetecilik yapan, Aydınpost internet gazetesinin genel yayın yönetmeni ve imtiyaz sahibi Yelis Ayaz, köşe yazılarında yer verdiği iddialar nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” (TCK m.217/A-1) suçlamasıyla tutuklandı. Ayaz’ın müdafii Av. Akın Yakan, tutuklama kararının hukuki dayanaktan yoksun, yasalara ve Anayasa Mahkemesi (AYM) içtihatlarına açıkça aykırı olduğunu belirterek sert bir açıklama yaptı.
İşte kamuoyunda geniş yankı uyandıran ve tartışmalara neden olan olayın hukuki süreçleri ve savunmanın dikkat çektiği çarpıcı detaylar:
Olayın Geçmişi: İddialar ve CİMER Başvuruları
Gazeteci Yelis Ayaz, AK Parti Aydın Milletvekili Seda Sarıbaş’ın oğlunun eğitim gördüğü özel bir koleje silah/bıçak getirdiği ve arkadaşlarına tehditkar davranışlarda bulunduğu yönündeki yaygın duyumlar üzerine ilk köşe yazısını kaleme aldı. Yazısında herhangi bir isim vermeden iddiaları aktaran Ayaz, İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün konu hakkında inceleme yapmasını talep etti.
İlk olarak ifadesi alınıp serbest bırakılan Ayaz, UYAP sistemi üzerinden dosyayı incelediğinde ve süreç ilerlediğinde çarpıcı yeni delillerle karşılaştı:
Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğü önce şikayet olmadığını belirtse de, resmi yazışmalarda olayı doğrulayan 6 farklı CİMER başvurusunun yapıldığı ortaya çıktı.
CİMER başvurularında olaya ait bir görsel/fotoğraf yer alıyordu.
Ayrıca bir öğrenci velisi de sosyal medya üzerinden Ayaz’a ulaşarak iddiaların tamamen doğru olduğunu teyit etti.
Bu somut gelişmeler üzerine 14 Mayıs 2026’da ikinci bir yazı kaleme alan Ayaz, ertesi gün gözaltına alınarak Aydın 2. Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı.
Savunmanın Hukuki Değerlendirmesi: “Tutuklama Hukuka Aykırı”
Av. Akın Yakan tarafından yapılan açıklamada, müvekkilinin tutuklanmasının ceza muhakemesi ilkelerine ve özgürlük hakkına ağır bir darbe vurduğu belirtilerek şu maddelere vurgu yapıldı:
1. “Gazeteci Bir Savcı Gibi Kanıt Peşinde Koşamaz”
Anayasa Mahkemesi’nin istikrar kazanmış kararlarına (Örn: Orhan Pala, Uğurlu Gazetecilik kararları) atıf yapan Av. Yakan, “Basının bir olgunun doğruluğunu kanıtlayan bir savcı gibi hareket etmesi kendisinden beklenemez. Basının araştırma yükümlülüğü somut gerçeklik değil, yayının yapıldığı andaki olayın ortaya çıkma biçimine uygunluktur” dedi. Ayaz’ın elinde CİMER başvuruları, veli mesajları ve fotoğraflar gibi çok sayıda veri varken bu haberi yapmasının gazetecilik gereği olduğunu ifade etti.
2. Tarihler Uyuşmuyor: Birden Fazla Olay mı Var?
Emniyet ve okul idaresi tarafından sunulan tutanaklarda olayın 2024 yılında yaşandığı ve silahın “oyuncak” olduğu iddia edilirken; tüm CİMER başvurularında olay tarihinin 2025 olarak belirtildiğine dikkat çekildi. Savunma, okulda bu tür olayların birden fazla kez tekrarlanmış olma ihtimalinin savcılıkça hiç araştırılmadığını belirtti.
3. “Silah Oyuncak Değil, Fotoğraf Hayatın Olağan Akışına Aykırı”
Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “boncuk atan oyuncak tabanca” açıklamasına karşı çıkan savunma; CİMER başvurularındaki ifadelerin ve fotoğrafların gerçeğe işaret ettiğini, öğrencilerin okul tuvaletinde ellerini arkadan bağlayarak oyuncak silahla bu şekilde poz vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, amacın korkutmak olduğunu vurguladı.
4. Suçun Maddi ve Manevi Unsurları Oluşmadı
TCK 217/A maddesindeki suçun oluşması için “sırf halk arasında panik yaratma saiki” ve “bilginin gerçeğe aykırılığının ispatı” gerekir. Av. Yakan, “Müvekkilim bir anne ve gazeteci olarak Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırılarından etkilenmiş, benzer acıların Aydın’da yaşanmaması ve önlem alınması amacıyla hareket etmiştir. Burada bir kast veya yanıltma yoktur” dedi.
5. “Yatarı Olmayan Suçtan Tutuklama Ölçüsüzdür”
İlgili suçun alt sınırının 1 yıl hapis cezası olduğunu, Ayaz’ın sabıkasız geçmişi ve yasal indirimler (TCK m.62, TCK m.50/1-a, CMK m.231/5) göz önüne alındığında, ceza verilse dahi bunun Adli Para Cezasına çevrileceği veya Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kapsamında kalacağı belirtildi. Kesinlikle cezaevi infazı (yatarı) olmayan bir suçtan dolayı tutuklama tedbirinin uygulanması “ölçülülük ve orantılılık” ilkelerinin açık bir ihlali olarak nitelendirildi.
“Lekelenmeme Hakkı İhlal Edildi”
Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, “CİMER başvurularının şüphelileri suçtan kurtarmak amacıyla sonradan kurgulandığı” yönündeki basın açıklamasına da tepki gösteren savunma, bu iddiayı destekleyen hiçbir delil olmadığını, aksine CİMER sahiplerinin dinlenmesini bizzat kendilerinin talep ettiğini belirtti. Başsavcılığın bu peşin hükümlü açıklamasının şüphelinin “lekelenmeme hakkını” açıkça ihlal ettiği savunuldu.
Av. Akın Yakan, tutuklama kararının adil yargılanma hakkına ve hukuka aykırı olduğunu belirterek bu haksız sürecin bir an önce sonlandırılması çağrısında bulundu.









Yorumlar